Reklam Alanı

Sevmekten korkma! Sevgini kirletmekten kork

Sevmekten korkma! Sevgini kirletmekten kork

Dün gece bir arkadaş, gönül meselesiyle ilgili bir şeyler sordu. Gönül meselerinden önce, gönlün tarifini yapmak lazımdır. Gönül yani kalp iki anlamdadır. Birincisi cismani, ikincisi ise ruhani kalptir. Yalnız bu iki kalp arasında da bir bağ vardır.

Cismani kalp, hayvanlarda da olan, vücuda kan pompalayan et parçasıdır. Ruhani kalp ise Allah'ın yere göğe sığmadım, kulumun gönlüne sığdım dediği kalptir. Aşk ve sevgi buradadır. Allah'ın uyardığı ve cezalandırdığı kalp budur. Ürperen, korkan, ibret alan kalp budur.

İşte bu ruhani kalp ise halden hale giren bir şeydir. Bu yüzden Allah Rasulü Hz. Muhammed S.a.v bile dua ederken; Ey kalpleri halden hale çeviren Allah'ım, kalbimi dinin üzerinde sabit kıl diye dua etmiş ve bu duayı bize öğretmiştir.

İşte aşk ve sevgide bu ruhani kalbin hissettikleridir. Ancak, aşk ve sevgiyi, cismani kalpte bulunan şehvet ile karıştıranlar, aşık olduğunu iddia ederler. Oysa aşk ve sevgi temiz duygulardan ibarettir. Şehvet ise hayvani bir histir. Hayvanlarda da şehvet bulunur. Ancak sevgi ve aşk hissi insana aittir. Bazen Allah, bazı hayvanlara bu sevgi ve aşkı insanlara ibret olması için verir.

Şehvet insan nefsine ait hayvani bir duygu olsa da manevi terbiye ile o da nefis gibi yola getirilebilen bir histir. Ancak birçok insan için dizginlemesi zor bir histir. Bu açıklamalardan sonra arkadaşın gönül meselesine girelim.

Aşkı sevgiyi ve muhabbeti yaratan Allah'tır. Bunun meşru yollarını da gayrimeşru yollarını da bize açıkça bildirmiştir. Gönül tabiattaki bir çok şey gibi kendisinin zıttını çeker. Yani insan ne kadar kendisi gibi birini istiyorum dese bile kendisinin zıttı karakterde insanlara meyleder. Bu garip bir denklemdir. Ama çoğu zaman işleyiş böyledir. Bazen istisnalar olsa da istisnalar kaideyi bozmaz.

Sevmekten korkma kardeşim. Korkun, sevgini kirletmek olsun. Korkun, sevgiyi şehvetle karıştırmak olsun. Sevgini kirletirsen, bir daha bu temiz duyguyu zor bulursun. Şehveti sevgi sanarsan, hayvandan farksız olursun.

Sevdiğini Allah için sev ki, sevgin baki olsun. Sevginin kaynağı ruh olmalıdır. Ruh ise nefsine gerektiği kadar olan ihtiyaçlarını verir ama sen sevginin kaynağını hayvani sıfatları taşıyan nefsin yaparsan, işte o zaman sevgin saflığını yitirir. Ruhun ızdırap çeker ve gittikçe daha duygusuz, taş kalpli bir insan olursun.



İnsanlar, yaşlandıkça daha pragmatist olurlar. Yani nerede çıkar, fayda varsa oraya yönelir, menfaatine göre şekillenir. Bu ise adalete en zarar veren özelliktir. Evet, insan nefsi gereği fayda sağlayan şeye meyleder, bunda abes bir durum yok. Ama ortada başkalarına zarar varsa, topluma zarar varsa, sana fayda sağlayan şeyden vazgeçmelisin.

İşte sevgi de böyle, eğer nesfindeki şehveti sevgi sanırsan, yakar, yıkar, kırarsın. Yaşlandıkça da daha duygusuz, daha da odun olursun. Sevgi ruhtan olmalı. Sevdiğinin bedensel güzelliğine dikkat ettiğin kadar ruhuna da bak. Tutamayacağın sözleri verme. Açıkça konuşman gereken, taviz veremeyeceğin şeyleri evlenmeden önce konuş, sonra düzelir diye erteleme.

İnsan birisini sevip ömür boyu unutamayabilir ya da bir hafta içinde başkasını da sevebilir. Bu samimiyetsizlikle alakalı bir durum değildir. Eğer bunlar gerçek sevgi ile olan birliktelikler ise bu samimiyetsizlik değildir. Zira sevgiyi kalbe koyan Allah'tır. Ancak nefsiyle sevenler, ya da sevmeye çalışanlar, sahtekârdır. Aşk ve sevgi gibi kelimeler, onların ağzında meze olmuş ve kirletilmiştir.

Sen böyle olma kardeşim. Gönlünü dinle, acı çeksen de karşılık bulamasan da sevmekten korkma. Sevgini kirletmekten kork, ruhunla değil de bedeninle sevmekten kork. Beden fani, ruh bakidir. Ruhunla sev ki, sevgin de baki olsun.


Sevginin meşru ve en iyi yolunun nikah olduğunu Allah ve peygamberi bildirmiştir. Evleneceğin kadında merhamet, vefa, kanaat ve sabır gibi erdemlerin olup olmadığına bak. Bunlar varsa eğer, sadece sana karşı mı yoksa herkese karşı mı bu şekilde olup olmadığına bak. Şüphesiz insan kusurludur. Bu özelliklerinin hepsinin aynı anda olması çok zordur. Ancak merhamet ve sadakat bulunuyorsa, diğer kusurlarına karşı sen de sabret. Çünkü sen de kusurlusun, senin de kusurların var. O sana sabrettiği gibi sen de ona sabret.

Evlilik müessesi yaklaşık 7 yıl boyunca çalkantılı geçmesi normaldir. Bu süre kimi evliliklerde daha az olurken, kimi evliliklerde daha fazla olabilir. Mesele karşılıklı olarak kusurlara sabretmektir. Bizler insanız, melek değiliz. Ortada ihanet yoksa, çok büyük bir mesele yoksa boşanmayı dile getirmeyi bırak, akla getirmek bile çok büyük vebaldir. Evlilik gönül eğlendirme değildir. Bu kutsal müessese ile toplumun çekirdeği olan aileler oluşur. Sen böyle sorunlu bir aile meydana getirirsen, ilerleyen süreçte toplum da olumsuz etkilenir.

Meseleyi uzatmaya gerek yok. Bu kadar açıklama, şimdilik yeter diye düşünüyorum. Eğer hâlâ aklında kalan bir şey varsa İnstagram üzerinden sorabilirsin. Senin dışında bu yazıyı okuyanlar da sorabilir.

Berat Arif Yağyudan

10.08.2019 - Cumartesi

Hiç yorum yok

//]]>